İŞE GİDİP GELMEK SİZİ TÜKETEN BİR SÜREÇ OLMAK ZORUNDA DEĞİL.

 

Her gün dünyada milyonlarca insan işe gidip gelmek için uzun yollar tepiyor. Amerika Nüfus İdaresi verilerine göre Sadece Amerika’da bile yaklaşık 25 milyon çalışan her gün işe gidip gelmek için 90 dakikadan fazla bir süre harcıyor. Ve yaklaşık 600 bin “mega-iş yolcusu” her bir yöne doğru en az 90 dakika seyahat ediyor. Birleşik Krallık’ta ise işe gidiş-dönüş ortalama 54 dakika sürüyor (2003’teki bu süre 45 dakikaydı), ve Milano’dan Manila’ya dünyanın en büyük şehirlerinin çoğunda bu süre 1 saatin üstünde.

Durum böyle olunca çok az insan işe gidip gelmekten keyif alıyor. Ford Motor Company’nin 5,500 insanla 6 Avrupa şehrinde yaptığı ankette birçok insan işe gidiş gelişlerini işin kendisinden, yeni bir eve taşınmaktan ya da dişçiye gitmekten daha stresli bulduğunu söyledi. Nobel ödüllü Daniel Kahneman ve arkadaşlarının 2006 yılında Texas’ta 909 çalışan kadınla yaptığı bir ankette, katılımcılar sabahları evlerinden işlerine giderken yaptıkları yolculuğun gün boyu yaptıkları en keyifsiz aktivite olduğunu söyledi; akşam evlerine dönerken yaptıkları ise üçüncü en kötü aktiviteydi. (Çalışmanın kendisi ikinci sıradaydı.)

İşe gidiş gelişten böylesine nefret edilmesinin, kişinin huzuru üstünde ciddi etkileri var. 2014 yılında İngiliz hükümetinin yaptığı bir anket, işe gidiş gelişleri uzun süren çalışanların, yolculukları kısa sürenlere göre çok daha kaygılı ve hayattan daha az zevk alan insanlar olduklarını ortaya koydu. Ayrıca günlük faydalı aktiviteler yapma olasılıkları da çok daha düşüktü. Diğer çalışmalar sonucunda, uzun yolculuk yapanların çok daha bitkin oldukları, işyerindeki üretkenliklerinin ve iş memnuniyetlerinin daha düşük olduğu ortaya çıktı. Ve İsveç’te 2011 yılında yapılan bir çalışmaya göre ise eşlerden birinin işe gidiş gelişi her gün en az 45 dakika sürüyorsa, çiftin boşanma ihtimali yüzde 40 daha fazla. Fakat durum bu şekilde olmak zorunda değil. Bizim kendi çalışmalarımızın da içinde olduğu araştırma, küçük dokunuşların işe gidiş geliş deneyiminizi iyileştirebileceğini ve sizi daha üretken ve mutlu yapabileceğini ortaya koyuyor. Burada uygulayabileceğiniz 5 strateji göreceksiniz.

BU VAKTİ ZİHNİNİNİZİ YENİLEMEK İÇİN KULLANIN!

 

İşe gidiş-geliş yolcuğunuz kişisel hayattan profesyonel hayata geçiş için bir fırsattır. Sabah evdeyken ebeveyn, eş ya da bakıcı rolünde olabilirsiniz. Ofise vardığınız anda ise profesyonel şapkanızı takmanız gerekir. Akşam olduğunda kişisel hayatınıza geri dönebilirsiniz, yatağa girmeden hemen önce çalışmayı bırakabilmiş olsanız bile. Bu geçişlerin her biri zihninizde bir yenileme gerektirir. Eğer herhangi birisi için gerekli vakti vermezsek, bir rolden kaynaklı düşünceler ve kaygıların bir sonrakine taşınması ve bizi bunaltması olasıdır.

Bu zihinsel geçişi kolayca yapabilmenin bir yolu basit ritüelleri uygulamaktır. Düzenli olarak işe gidip gelenlerle yapılan, henüz yayınlanmamış bir çalışmada, içimizden biri (Francesca) ve UCLA’den Hal Hershfield, işe giderken yolda, trende haberlere göz atmak ya da günün programına bakmak gibi küçük rutinleri uygulayanların, günün geri kalanı için çok daha fazla heyecan duyduklarını, işlerinden daha fazla memnun olduklarını ve böyle bir rutini olmayanlara göre stres düzeylerinin daha düşük olduğunu ortaya koydu. Bu ritüellerin her türlü faydayı sağlaması için -ritüellerin değerine ya da etkilerine inanmayan insanlar için bile- tavsiye edildiği düşünülürse şu sonuç çok da şaşırtıcı değil: Bizim için önemli etkileri olacak performans görevlerini yerine getirmeden önce duyduğumuz kaygıyı azalttı, meşgul olduğumuz işten aldığımız keyfi artırdı ve hatta başarısızlık ya da kayıpla karşılaştığımızda bunları daha hızlı atlatmamıza yardım etti. Şimdi kendi işe gidiş geliş rutinlerinizi yaratmayı bir düşünün.

Örneğin, her gün işe giderken aynı kahve dükkanından kafeinsiz bir latte alabilirsiniz. Hatta çok daha güçlü bir etki için, işe gidiş gelişi iyileştirmek için aşağıda önerdiğimiz taktiklerin bir ya da birkaçı dışında bir ritüel yaratmaya çalışın.

“PLANLAMANIN GENELİNİ YAPAN KİŞİLER DAHA UZUN YOLCULUKLARI YÖNETMEKTE DAHA İYİDİR.”

 

ÜRETKEN OLMAK İÇİN HAZIRLIK YAPIN

 

İşe gidiş geliş süresinin en azından birazını gününüzü ya da haftanızı planlamak için kullanırsanız, işe çok daha hazırlıklı gidersiniz ve dolayısıyla çok daha mutlu, enerjik ve üretken olursunuz. İngiliz ve Amerikan çalışanlarla yaptığımız bir dizi çalışmadan sonra elde ettiğimiz sonuç bu. İlki, küresel bir pazarlama ve teknoloji ajansı olan DigitasLBi’ın Birleşik Krallık ofislerinin 225 çalışanıyla yapılan bir alan araştırmasıydı. Çalışma sonucunda elde ettiğimiz sonuçlar beklentilerimize uyuyordu, ortalamada, her gün bir insanın işe gidiş gelişi ne kadar uzun sürüyorsa, tatmin o kadar düşük ve işten istifa etme olasılığı o kadar yüksek oluyordu. Fakat bazı istisnalar da vardı ki bunlar bir konuda merakımızı cezbediyordu, bu bireyler belirli psikolojik özelliklere mi sahipti ve bu özellikler onlara görevdaşlarının tecrübe ettiği bazı olumsuz etkileri engellemelerinde yardımcı oluyor muydu? Neticede biz bir tane özellik bulduk: Öz- denetim ya da uzun vadeli hedeflere ulaşmak için gösterilen çabayı zayıflatacak olan faktörlere (örneğin iş yapmak yerine Facebook’ta dolaşmak ya da bir elma yerine iş arkadaşının getirdiği keki yemek) direnme yeteneği.

 

Bu bağlantıyı keşfetmek için farklı kuruluşlardan 229 çalışanla anket yaptık ve işe giderken neler yaptıklarını öğrendik ve şunu keşfettik ki öz-denetimi yüksek olan bireyler, yolculuk süresini verimli planlamalar –iş ile ilgili hazırlık dediğimiz işleri– yapmak için kullanıyordu. “Ofise gittiğimde ne yapacağımı düşünüyorum.” dedi bir katılımcı, “gün boyu hangi işleri bitireceğimi planlıyorum.”

 

Son adımımız bu egzersizin sadece en disiplinli olanlara değil herkese fayda sağlayıp sağlamayacağını araştırmaktı. 4 haftalık bir çalışma için, işe gidiş gelişleri 15 dakika ya da daha uzun süren 443 tam zamanlı Amerikalı çalışanı ele aldık. İlk iki haftada katılımcılar günlük olarak yönlendirildiler ki bu da bize sabah yolculukları esnasında ne kadar iş ile ilgili hazırlık yaptıklarını ölçümleme imkânı verdi. Daha öncekinde olduğu gibi bulduğumuz sonuç daha fazla planlama yapanların uzun süren gidiş gelişlerle daha iyi baş ettiği yönündeydi. Son iki haftada aynı katılımcılardan dört koşuldan birini rastgele yapmalarını istedik. İşe gitmek için ayrılmalarından 15 dakika önce kendilerine ulaşan bir yazılı mesajla bazılarından seyahat süresince iş ile ilgili hazırlık yapmalarını, bazılarından rahatlatıcı düşünce ve aktiviteler yapmalarını ve kalanlardan da her ikisini de yapmalarını istedik. Katılımcıların dörtte birine gönderilen mesajlarda ise özel bir hazırlık yapmaları istenmiyordu. Bulduğumuz sonuçlar şöyleydi: Sadece ilk gruptaki çalışanlar –yani sadece verimli planlamalar yapmaları istenenler– böyle bir müdahaleden öncesine göre işlerinden daha memnun olduklarını belirtti. Bu bulgu öz- denetim konusunda sahip olunan doğal eğilime rağmen çalışmanın başında ölçümlediklerimizle tutarlıydı.

Sonuç olarak bu herkesin uygulayabileceği oldukça basit ve düz bir strateji. Sadece kendinize şunu sorun: Bugün ve hafta boyunca işlerimi tamamlamak ve kariyer hedeflerime yaklaşmak için hangi adımları atabilirim? Nasıl daha verimli olabilirim?

 

“ÖZGÜRLÜK BÖLGENİZİ” BULUN!

 

Trafikte sıkıştığınızda, gecikmiş bir otobüsü beklerken ya da kalabalık bir metroda ayakta dikiliyorken bu yolculuk üzerinde sizin pek bir kontrolünüz olmadığını hissedebilirsiniz. Fakat kontrol edebileceklerinize odaklanarak bu zorlu yolculuğun etkisini azaltabilirsiniz: Yani yolculuk sırasında vaktinizi nasıl harcadığınıza.

Ritüellerden ve planlamadan zaten bahsettik fakat keyif aldığınız aktiviteleri gözden geçirin, örneğin müzik dinlemek, kaçırdığınız programları seyretmek ya da kitap okumak gibi. “Özgürlük Bölgesi” deyimini Adela’den aldık, Adela içimizden birinin (Jon) büyük teyzesi ve gençlik yıllarını Nazi işgali sırasında Polonya’nın fakir kenar mahallelerinde geçiren birisi. Ne kadar aç, yorgun ya da ürkmüş olursa olsun her gece 1 saatini yeğeniyle yaratıcı zaman geçirmeye adamıştı. Sonradan söylediğine göre bu aktivitenin, direnebilmesinde çok etkisi olmuştu. İşe gidiş gelişlerde yapacaklarınızın önemi buna göre çok daha az olsa da siz de vaktinizi daha tahammül edilebilir hale getirebilirsiniz, bu vakti tutkularınızın peşinden gitmek için bir fırsat olarak görerek.

Pasif medya kullanımı dışında bu vakti banttan dinleyerek yeni bir dil öğrenmek için de kullanabilirsiniz ya da şayet elleriniz boştaysa resim ya da örgü gibi yeni bir hobi bile edinebilirsiniz.

Bu tavsiye yüksek derecede özerklik ile yüksek huzur, memnuniyet, üretkenlik ve düşük stres düzeyi arasında bir ilişki olduğunu gösteren araştırma tarafından da destekleniyor. Örneğin Rotman School of Management’tan John Trougakos ve meslektaşları, yemek molalarını nerede, ne zaman ve nasıl değerlendireceğine karar verebilen çalışanların, seçim hakkı olmayanlara nazaran kendilerini daha özgür hissettiğini keşfetti. Bu nedenle işe gidiş gelişlerin negatif yanlarını görmezden gelmeye çalışın, kendinizi ifade etmeye ve deşarj olma fırsatlarına konsantre olun.

 

AYNI RUHU PAYLAŞIN!

 

Şimdiye kadar işe geliş sürecinizi, kendi çabalarınızla nasıl iyileştirebileceğiniz üzerinde durduk. Fakat işe gidiş geliş için yaptığınız uzun yolculukların dezavantajlarından biri yalnız olmaktır. Aslında Harvard siyaset bilimcisi Robert Putnam bu konu üzerine çalıştığında insanların bu yolculuklarda harcadığı fazladan her bir 10 dakikanın yüzde 10 daha az sosyal bağ kurması anlamına geldiğini keşfetti. Bu da daha fazla izole olmaya ve mutsuzluğa sevkediyordu. Bizim tavsiyemiz yolculukları diğerlerine ulaşmak için kullanarak bu sorunu önceden elimine etmeniz.

Sosyal bağların psikolojik faydaları üzerine yapılmış çoğu araştırma aile ya da arkadaşlarla olan ilişkilere odaklanır. Fakat davranışsal ekonomistler University of Chicago’dan Nicholas Epley ve University of California Berkeley’den Juliana Schroeder tarafından yapılan çalışmalara göre tanımadığınız insanlarla konuşmak işe gidip gelenler için huzur artırıcı olabilir. Epley ve Schroeder bir tren istasyonuna gitti, 200’den fazla insanla çalıştı ve onları rastgele 3 gruba ayırdı. Bazılarından kendi akranı biriyle iletişime geçmesini, bazılarından kendi içine kapanmasını ve kalanlardan da normalde davrandıkları gibi davranmalarını istedi. Katılımcılar yalnızken yolculuğun çok daha keyifli geçeceğini öngörmüş olsalar da araştırma ekibi tam tersinin doğru olduğunu keşfetti: Birileriyle konuşması istenenler çok daha pozitif bir yolculuk deneyimi geçirmiş ve daha verimsiz hissetmemişlerdi.

 

Yeni Şehirler Vakfı’nın yaptığı bir diğer çalışmanın bulgularına göre, Waze gibi sosyal paylaşım uygulamalarını kullanmak bile bu etkiyi tetikleyebilir ve sürücülerin ulaşım ile ilişkili sorunlarını azaltabilir.

 

“DİYALOGLARDA ETKİLİ OLAN KİŞİLERİN DAHA POZİTİF BİR YOLCULUK DENEYİMİ YAŞAMASI VE DAHA VERİMLİ HİSSETMESİ SÖZ KONUSU OLABİLİR”

 

Yani işe gidiş geliş yolculuğunuz boyunca ne kadar daha fazla sosyal olabilirsiniz bir düşünün. Eğer toplu taşıma kullanıyorsanız kulaklıklarınızı çıkarmayı ve muhabbet etme karşıtı geleneksel kuralları delmeyi bir düşünün. Eğer sürücü sizseniz telefonunuzu hoparlöre alın ve bir arkadaşınızı arayın, yakınınızda çalışan bir komşunuzdan size eşlik etmesini isteyin ya da Sluglines gibi bir uygulamayı deneyin, günlük araç paylaşımını koordine etmenize yardımcı olacaktır. Eğer Uber’in kullanılabildiği bir şehirde yaşıyorsanız uberX’ten (kendi başınıza sürdüğünüz) uberPOOL’u seçin (tanımadığınız kişilerle bağlantı kurmanızı sağlayacak). Şayet şirketin sağladığı bir servis aracını kullanıyorsanız ki Silikon Vadisindeki teknoloji şirketlerinin çoğunlukla yaptığı budur, yan koltukta oturan kişiyle sohbet edin.

 

İŞE GİDİŞ GELİŞ SÜRENİZİ DÜŞÜRÜN

 

Eğer işe gidiş gelişlerinizi işkence olmaktan çıkarmak için elinizden gelen her şeyi yaptınız fakat hâlâ stres yaratmasına, sizi mutsuz etmesine ve üretkenliğinizi düşürmesine engel olamadıysanız o zaman denemeniz gereken başka bir seçenek daha var: Gidiş geliş sürenizi düşürmek.

–örneğin yüksek maaşlı bir iş ya da güzel bir muhitte büyük bir ev sahibi olabilmek gibi. Biz buna iş yolcusunun önyargısı diyoruz. Bunu test etmek için henüz yayınlanmamış bir çalışmayı uyguladık ve farklı endüstrilerden 500’den fazla Amerikalı çalışandan iki senaryodan birisini seçmesini istedik: 1 numaralı iş: 67 bin dolar yıllık ücret ve 50 dakikalık işe gidiş geliş süresi, 2 numaralı iş: 64 bin dolar yıllık ücret ve 20 dakikalık işe gidiş geliş süresi. Diğer tüm koşullar aynı: Yaşadıkları muhit, işte yükselme fırsatları ve işten alacakları keyif. Katılımcıların yüzde 84’ü 1 numaralı işi seçti. Dolayısıyla 3 bin dolar karşılığında her gün yolda 1 saat kaybetmeyi –yılda 250 saat demek bu– göze aldıklarını belirtmiş oldular. Bu miktar saatte 12 dolara tekabül ediyor ki bu da işyerindeki saatlik ücretlerinin yarısından bile az! Katılımcıların bu hesaplamayı yapıp yapamadıklarına baktık ve yapabiliyorlardı. Cevapları sadece uzun yolculuk saatlerinin psikolojik, duygusal ve fiziksel maliyetlerini değerlendirmede yetersiz olduklarını gösteriyordu.Bu nerede yaşayacağınız ve çalışacağınıza dair karar vermeniz gerektiği anlamına gelir. Birçok insan için uzun yol çekmenin arkasındaki avantajlar, dezavantajlardan ağır basar

Eğer yeni bir iş arıyor ya da yeni bir ev bakıyorsanız önyargıya direnmenizi tavsiye ediyoruz. Bir seçim yapmadan önce uzun süren yolun dezavantajlarını dikkatlice düşünün. İş değiştirmeden ya da taşınmadan işe gidiş geliş sürenizi düşürmenin bir yolu da ara sıra evden ya da eve yakın bir yerden çalışmaktır, örneğin WeWork gibi şirketlerin sağladığı paylaşımlı ofislerden. Uzaktan çalışma gitgide yaygınlaşıyor: Amerika Nüfus İdaresi verilerine göre 2015 yılında Amerikalı çalışanların yüzde 24’ü işlerinin birazını ya da tamamını evden yapıyordu ve Küresel İşyeri Analitiği, düzenli olarak uzaktan çalışmanın son 10 yılda iki katından fazlasına çıktığını ortaya koyuyor. Araştırmalar ayrıca bazı günler evden çalışabilme seçeneğine sahip insanların bu seçeneğe sahip olmayanlara nazaran çok daha üretken ve mutlu olduğunu gösteriyor. Çin seyahat acentası Ctrip’in yaptığı bir alan araştırmasında Stanford ekonomisti Nick Bloom ve arkadaşları, rastgele evden çalışması istenen çalışanların, ofisten çalışması istenenlere göre yüzde 13 daha fazla iş tamamladığı, işlerinden çok daha memnun oldukları ve şirketlerinden ayrılma olasılıklarının yüzde 50 daha az olduğu bulgusunu elde etti. Bu nedenle şayet işvereniniz esnek çalışma koşullarına izin veriyorsa ve siz bunun yöneticiniz ve iş arkadaşlarınız için uygun olacağını düşünüyorsanız haftada bir gün ya da ayda birkaç günü bunu deneyebilirsiniz.

İşe gidip gelmek için, uzun yollar tepen insanların çoğu kendilerini gerekli bir şeytana tahammül eden çaresiz kurbanlar gibi hissediyor. Neticede hem işlerine hem de evlerine tükenmiş bir halde ulaşıyorlar. Ve bu da performanslarını ve huzurlarını olumsuz etkiliyor. Fakat işe gidiş gelişlerinizi pozitif bir deneyime çevirmeniz ve şayet yapabiliyorsanız azaltmanız mümkün.